Pazarlama, iletişiminize “İyilik” versin

Bir kaç senedir trend çizgisinin yükseldiğini görüyoruz. Aslında tabiri caizse gümbür gümbür geliyor da, malumunuz Türkiye’de bu işler gez-göz-arpacık kıvamında sırayla gitmesinden mütevellit ahesteden gelir, geç kalındığı için çabuk tüketilir.

“İyilik” pazarlaması artık tepki alınamayan tüketici profillerinde, rekabette köşeye sıkışmış sektörlerde, farklılaşamama sancıları çeken ürün gamlarında çok sıkça karşılaştığımız bir terim oldu.

Önce aslında “iyiliğimizden” değil hayatta kalma içgüdüsüyle sarıldığımız “iyilik” pazarlamasının topluma ne kadar faydalı olduğunu gördükçe içeride ve dışarıda daha da sımsıkı sarılarak geliştirmeye çalışıyoruz.

Good Report’a göre 2014 yılında dünyada en başarılı sosyal fayda yaratan kampanyaları yayınlamış, MediaCat de hepsini birarada bize sunmada çok başarılı bir iş çıkarmış.

http://www.mediacatonline.com/2014un-iyilige-adanmis-en-iyi-kampanyalari/

Benim favori kampanyam; Misereor örgütünün kredi kartı ve outdoor reklamlarını bir araya getirdiği ve güçlü bir tasarım ve görsel ile desteklediği kampanyası oldu. Sizin en “iyi” kampanyanız hangisi?

https://www.youtube.com/watch?v=s8ltRVCpf7M&feature=youtu.be

Reklamlar

Ego mu insandan çıktı, insan mı egodan?

Hayatta kuralları neden koruyoruz? Neden belirli bir sistem üzerinden gitmekte ısrar ediyoruz? Değişim dediğimiz konu neden yanlış anlaşılıyor ve revizyondan öteye geçemiyoruz?

TED’de çok geç izlediğim ve tanıştığım biriyle sizleri de tanıştırmak istiyorum: Ricardo Semler.

Egolarınızdan arınıp “What for?” diyebilecek misiniz? Bir yönetici, bir baba, bir öğretmen, bir çalışan olarak herşeyi kenara bırakıp “gerçekten buna ihtiyacımız var” diyebilecek misiniz? Diyebilecek miyiz?

Aynı düşünceleri paylaştığımız bir kurumla aynı milletten olmadığımız için hiç birleşemeyecek miyiz?