Siz ne kadarını paylaşırdınız?


Kriz dönemleri, şirketlerin tüm operasyonlarını baştan aşağı tekrar değerlendirdiği, her alanda önlemler alındığı, planlar yapıldığı anlara dönüşüyor.

Şirketin özellikle dolar işaretiyle adlandırdığı tüm alanlar kağıt üzerinde gözden geçirilir. Yıl içinde “best place to work”, “employee engagement”, “best human resources practices” gibi birçok havalı uluslararası uygulamanın en başarılı şekilde aplike edildiği şirketlerde bile ne yazık ki çalışanlar, bu çalışmada “personel sayısı” olarak adlandırılmaktan kurtulamaz.

Rakamsal tüm denklemler hesaplanırken, özellikle kriz döneminde kenetlenip bir ekip ruhuyla hareket edilmesi gereken kurumlarda çalışanların moral ve motivasyonlarına, endişelerine yönelik çalışmalar hiç düşünülmez.

Kesintiler yapılacaksa bu çalışanların yemek planlarından, servis ulaşımından, sosyal aktivitelerinden, hatta ve hatta prim ve zamlarından yapılır. Ama tüm bu tasarruf tedbirleri arasında koridorlarda üst düzey yöneticilerin almaya devam edeceği prim ve zamlardan bahsedilir.

Her liderlik dersinde, örneğinde altını çize çize söyledikleri birşey varsa o da liderlerin “rol model” olmaları gerektiğidir. Ancak ne yazık ki lider olarak gördüğümüz birçok kişi zor kararlar verilmesi gerektiğinde yöneticilik vasıfları içinde kendilerini daha rahat hissediyorlar.

Çok yeni bir haber gazete ve dergilerin manşetini süsledi. Beni şaşırtansa bu habere şaşırılmış olması oldu. Lenova’nın CEO’su 3 milyon dolarlık primini şirket çalışanları ile paylaştı. Özellikle fabrika çalışanları için onlara düşen oran bir maaş oranını bulmuş ve onlar için çok önemli tutara ulaşmış. Lenova’nın CEO’su bu başarının herkesin başarısı olduğunu ve paylaşma gereği duyduğunu açıkladı.

Daha önce benzer örnekleri yine yurt dışından duymuştuk. Yılda 1 dolara çalışan CEO, işe otobüsle gelen CEO, vb.

Şimdi bana söyleyin, bu çalışanların, paradan öte yapılan bu jest ile, bu CEO’ya ve kuruma olan sadakatini kim yıkabilir? Hangi kriz? Hangi rakip?

– Pek tabii tüm bu aksiyonların altında “samimiyet” en önemli olgu. Belirtmeden geçmeyelim –

Ne yazık ki kendi ülkemizde 2008 krizinde benzer bir örnek bu kadar ilgi çekmedi. Kale Grubu 2008 krizini aşmak için tasarruf tedbiri olarak maaş kesintisi uyguladı; ancak bu kesinti en üst düzeyden belirli bir yönetici seviyesine kadar kademeli olarak en yüksek kesintiden en düşeğe doğru yapıldı. Böylece 6 milyon TL tasarruf edildi.

Bir yandan toplu işten çıkarmaların olduğu şirketlerin kapılarındaki ambulans haberlerinden bu haberlere sanırım sıra gelmedi.

Türkiye’den daha çok örnek var mı? Elbet vardır. Ne yazık ki bu şirketleri ödüllendirebilecek bir sistemimiz var mı onu bilmiyorum.

Lider şirketler mutlaka bu kararlarının çıktılarını uzun dönemde alıyordur. Ama unutmamak gerekir ki en önemli karar verici yine bizleriz. En başta birer tüketici olarak gücümüzü gösterebiliriz. Şirketlerin yanlış uygulamalarına karşı bizler tüketici kimliklerimizi daha iyi benimsemeli, kendi şirketimizin bize yapmasını istemeyeceği ya da bizlere de aynı şekilde davranmasını istediğimiz şekli satın alma gücümüzle ispat edebilir; diğer şirketlere de doğru yolu gösterebiliriz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s