#occupygezi Hareketinden Kurumlara Dersler

Gezi Parkı’nın yıkımına karşı başlayan #occupygezi hareketi kısa bir sürede sivil direnişe döndü. Türkiye ve liderlerinin çıkarması gereken çok ders var elbet; peki ama ya kurumlar? Bu hareketten bir “business case” çıkar mı? Bence çıkar. İşte dersler:

1. Mesajınız doğruysa liderlere ihtiyaç yoktur.

#occupygezi hareketinin bir lideri yoktu. Hatta uluslararası basın zaman zaman kiminle konuşması gerektiği konusunda zorlandı. Çünkü tek bir kişi değil bir kitle bir mesajın arkasından ilerledi. Her gün onlarca mesaj aşılamaya çalışan kurumlar belki tek bir mesajın toplum, çalışan ve kurum değerleri çerçevesinde oluşmasına izin verirlerse o mesajın kitlelerce taşınması daha kolay olacaktır.

2. Kültür ve değerlere değinirken dikkat edilmeli

#occupygezi hareketinin belki bu kadar farklı kesimden bu kadar çok insanı bir araya getirebilme başarısı hükümetin toplumun temel kültür ve değerlerine aykırı hareket etmesi oldu. Kurumlar da kültür ve değerler üzerine inşa edilir. Eğer onları birgün değiştirmeye karar verirseniz, dikkat edin! Çalışanlarınız bundan mutlu olmayabilir. Unutmayın ki onların ilk başta bu firmada yer almasının nedeni halihazırdaki kültür ve değerlerinizdir.

3. Eğer hata yaptıysanız özür dileyin!

Hatanızı kabullenmek, inkar etmekten daha yüce bir davranıştır. Bazen insanların sizden beklediği liderlik örneği iki kelimeden oluşur; özür dilerim.

4. Kriz döneminde iletişim stratejinize hakim olun

Bazen susmak bazen konuşmak önemlidir. Hükümetin hareketlerinden bağımsız Starbucks geç konuştuğu, Kahve Dünyası sustuğu için bu krizden çok büyük yaralarla çıkacak. Ne zaman konuşmalı, ne zaman susmalı stratejisi iletişim uzmanınızın inisiyatifinde olmalı. Bu yüzden o koltukta olan insanın en iyi yetkinliklerle donatıldığından emin olun ve uzmanlığına güvenin.

5. Liderlik cesaret ister

Bazı markalar kriz anında diğer markalara önderlik etti. İçlerindeki sağduyuyu harekete geçirmek için bir lider aradılar. O lider Divan Oteli oldu. Bir istisna dışında Türkiye otelleri misafirperverliğini kanıtladı.

6. İletişimi kısıtlamak çözüm değil.

Özellikle kriz anlarında! Kurumların en çok oynamayı sevdiği alan iletişimin kısıtlanması. Çalışanlarına şeffaf bir iletişim sağlamayan kurumlar #occupygezi hareketinde gördü ki sadece kendi sağladıkları kanallar çalışanların haberdar olmaması için yeterli değil. Sizin kısıtladığınız kanallardan fazlasını çalışanlarınız sizin için üretir. Ve kimi zaman bu mesajlar yalan/yanlış yayılabilir. Şeffaf iletişim anahtardır.

7. Bir öğle aktivitesi olarak hesap sormak

#occupygezi hareketinde birçok beyaz yakalı çalışan bir öğle aktivitesi olarak medyadan hesap sormayı tercih etti. Bugün çalışanlarınız medyadan hesap sordu. Yarın kurumunuzun yönetiminden de sorabilir. Adımlarınızı doğru atıyorsanız hesap vermekten korkmazsınız zaten. Aldığınız karar hatalı bile sonuç verse, hesap verebiliyorsanız samimiyetiniz telafi edecektir.

Devir değişti. Yepyeni bir nesil var karşınızda. Apolitize denilen gençliği aştı bu hareket. Politik bir hareket değil aradıkları. Birleşmiş Milletlerin Küresel İlkeler Sözleşmesi maddelerince hareket eden, bireysel ve toplumsal değerleri baz alan bir nesil.

İstekleri basit; adil, şeffaf ve hesapverebilir yetişkinler istiyorlar. Seslerini duyan, düşüncelerine önem veren. Başkalarının değil herkesin istek, görüş ve yaşam tarzına saygı duyan.

Bugüne kadar kurumunuz bugünlere getirmiş olabilirsiniz. Peki ya bundan sonra kurumunuzu yaşatmak için nasıl bir değişim öngörüyorsunuz?

Reklamlar